29 Kasım 2024 Cuma

Bir cümlenin kitabı

 Günümüz felsefi düşüncesinde yapısökümcülük olarak bilinen eleştirel yaklaşımın öncü ismi Jacques Derrida düşünceleri açısından Grammatoloji, Yayılım, Felsefenin Kıyıları, Yazı ve Fark gibi kurucu metinlerinin yanısıra sözmerkezcilik, mevcudiyet metafiziği gibi temel sorgulama alanlarıyla ve "metnin dışında hiçbir şey yok" deyişi ile dikkat çeker.

Onun Türkçeye "Düşünmek Hayır Demektir" adıyla çevrilen metni ise 1960-1961 öğretim yılında Sorbonne Üniversitesi'nde aynı isimle verdiği dersin elyazmalarından oluşuyor. Bu dersin verildiği tarihten yaklaşık bir yıl sonra, 1962'de Derrida'nın doğum yeri de olan Cezayir'in bağımsızlığına kavuştuğuna dikkat etmeli. Derrida'nın Alain'in metnin başlığını oluşturan bir cümlesine adadığı bu dört dersi oluşturan metnin "ders notu" olarak kaleme alındığını belirtmek gerekiyor. Metnin yayınlanmak üzere tasarlanmadığını da buna eklemeli. Bu bakımdan Brieuc Gérard tarafından yayına hazırlanan metnin Derrida külliyatının ilk metni olarak gün yüzüne çıkarıldığı söylenebilir. Çünkü Derrida'nın kendisi tarafından yayınlanan ilk metni Güç ve Anlamlandırma 1963'te basılmıştı. Sonradan "yapısöküm" olarak adlandırılacak kurucu metinleri önceleyen metin Alain'in sözkonusu cümlesinin Derridacı okunmasını örneklemektedir. Derrida, Alain'in cümlesinin içerdiği gerilimi bütün yanlarıyla açığa çıkarmaya çalışır ve cümlede dile gelenin (ve esasen dile gelmeyenin) çelişkileriyle oynar.

Düşünce nedir?

Derrida'nın başlangıç sorusu açıktır: Düşünce nedir? Alain için düşünceyi canlandıran, uyandıran şey; dinginliğin, düşüncenin kendisiyle uygunluğunun ve son kertede bir olumlama arayışı, yani hakikat arayışı üzerinden dünyayla uzlaşma arayışıdır. Bir anlamda düşünce ancak hakikate doğru olan bir yolda düşüncedir. Düşünce bu harekette doğar. Alain, düşünmenin hakikati aramaktan vazgeçip, uykuya, yani inanca teslim etmesinin onun sonu olduğunu belirtir. Ona göre "Düşünmek hayır demektir."

Derrida'nın Alain'in bu cümlesine getirdiği okuma üç aşamalıdır. Derrida ilkin Alain'in "Her düşünce bir bilinçtir" önermesini olumlayışını takip eder. Derrida için bu önerme bir anlamda hakikatin arayışı ve görünüşlerin reddi konusunda ahlaki bir ödevdir. Düşünmenin neye hayır dediği sorusunun takibi Derrida'nın sorgulamasının ikinci aşamasını oluşturur. Derrida, hayırın bilincin kurucu tasarımı olduğunu belirtir; bu durumda reddetme de onun formunu teşkil eder. Derrida burada "düşünce hiçbir zaman hiçbir şeye hayır demez; o asla kendisinden başkasına hayır dememektedir... Tüm durumlarda, düşüncenin hayır dediği kendisidir" şeklinde yazar. Son aşamada ise Derrida yine Alain'deki "inancın radikal bir eleştirisi"ni ele alır.

Alain'in felsefesinin bütün radikalliğinin hakikatin teknik bir aracı olarak kanıt fikrinin reddedilmesi gerektiği gerçeğinde açığa çıkar. Çünkü evet demeyi gerektiren kanıtı kabul ettiğimiz an düşünmeyi bırakır ve inanmaya başlarız. Derrida bu noktada da "Önce inanmak gerekir. Her türlü kanıttan önce inanmak gerekir zira hiçbir şeye inanmayan için bir kanıt olamaz" açıklamasını yapar.

Derrida, Alain'in formülünü aşmak için imanın elbisesini giyebilmek adına çabuk inanan naiflik elbisesini çıkardığı yapıbozumcu yöntemin mekanizmalarını kullanır. Hayır diyebilmek için onu istemek gerektiğini hatırlatan Derrida bu istencin de değere ve bizatihi hakikatin istencine evet demekten kaynaklandığını belirtir.

Dördüncü derste "hayır deme" ile simgeleştirilebilecek olumsuzlamanın kökeni ve değer felsefesine dayalı bir olumlamanın önceliği sorusunu Platon, Hegel, Husserl, Bergson, Sartre, Heidegger gibi düşünürleri de dahil ederek düşünür.

1 yorum:

  1. Yinelemek gerekirse presence sözünün türkçede de arapçada da karşılığı yoktur. Mevcudiyet diye çevrilemek. Vecede "bulmak" demek olduğundan mevcudiyet bulunç ya da bulunuş olarak çevrilebilir. Bu bağlamda presence sözünün içinde varolan kabak gibi ortada olan "olmak" essere fiilini yutarak mevcudiyet diye dile aktarmak hem mevcudiyetin mahiyetine ıskalar ve okuyanı (ve yazanı) saptırır hem de Derrida ve Heideggerin prezens eleştirisini kavramayı olanaksızlaştırır. Eğer çevrilemiyorsa öylece almak en mantıklı yaklaşım olabilir. (Presence ön-varsatım olarak belki zorlama bir çeviriyle karşılanabilir)
    Var-samak, su-samak, garip-semek sözlerinde görülebileceği gibi -se/-sa eki saymak sanmak kökünden geldiğiyle "dileme, yönelme" anlamı katar. Satmak sözü de birebir diletme, yöneltme anlamını taşır. Bir ürün satıldığında olan da budur. Bir ürünü diletmek, bir ürüne yöneltmek.
    Şimdi, bu bağlamda presence bir "var" satımıdır, öne doğru, önden. Yani zorlama çevirisi ön-varsatım.
    Representation da "temsil" değil bir varolanı yeniden var satmaktır. Derrida ve Heideggerin eleştirilerinin özünü varolanların varolmadıkları halde ön-varsatımıdır. Varsatılan şey varolan şey değildir de ondan.
    Yani prezensi (en iyisi belki böyle kullanmak) mevcudiyet diye çevirmek prezensi de mevcudiyeti de ıskalar. Adamaların tüm teorisinin çekirdeki çöp olur.

    "Düşünmek hayır demektir." -- Bu önerme kendi kendiyle çelişen bir önerme. Zira düşünme bu durumda hayır demenin kendisine en baştan evet diyerek kendini bir "çatkıya" sokarak işine başlamaktadır. Postmodernlerin, özellikle fransızların böyle beylik, sloganımsı laflarından çok çekti felsefe.

    YanıtlaSil