Demokrasi, faşizm vb. yönetim biçimleri ile başkanlık, parlamentarizm gibi sistemlerin birlikte düşünülmesi büyük hataları tetikleyebilir, çoğu kez de tetiklemiştir. Sözgelimi demokrasi ile parlamentarizmi, başkanlık ile diktatörlüğü eşlemek bu tür hatalardandır.
İlk devlet örneklerinde ordu ile devletin gücünün aynı anlamda kullanıldığını görürüz. Bu devletlerin güçlü olmayı kendini oluşturan halk dahil herkese baskı kurmak olarak anladığını iddia ettiğini "Hakanlıktan Başkanlığa" adıyla yayınlanmış kitabında belirten Nuh Albayrak, emperyalist devletlerin oluşturdukları ve uzun yıllar sürdürdükleri sömürü düzenini korumanın imkansızlaşması üzerine, bu düzenin milliyetçilik rüzgarları sonrası kurulan yeni devletlerde emperyalizmin oluşturduğu vesayet yöntemiyle sürdürüldüğünü ifade ediyor. Özgürlüğüne kavuştuğunu zanneden milletlerin gerçek anlamda bağımsız olamadıklarını vurgulayan Albayrak sömürgeci devletlerin mali, siyasi, dinî, lisanî ve fikrî işgallerini bu yolla devam ettirdiklerinin altını çiziyor.
Sömürgeci devletler güçlendikçe Osmanlı Devleti'nin zayıflamasının tesadüf sayılmaması gerektiğini belirten Albayrak, savaşılarak yıkılamayan Osmanlı devlet yönteminin yozlaştırılarak zaaf oluşturulduğunu ve oluşan bu zaafların kullanıldığını, yıkılan Osmanlı devletinin enkazından çıkarılan devletçiklerle küresel sömürü düzeninin korunduğunu söylüyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin sık sık tökezlemesinin sebebinin söz konusu yönetim zaafları üzerinden yürütülen bu vesayet işgali olduğunu vurgulayan Albayrak, kitabında öncelikle geleneksel Türk yönetim sistemlerini inceliyor, sonra da Osmanlı Devleti'nin son döneminde başlayıp Cumhuriyet Türkiye'sinde devam eden, Batı iltisaklı yönetim sisteminin etkilerini, kronolojik akış içerisinde çözümlüyor. Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki maceralı I. ve II. Meşrutiyetlerin yarar ve zararlarını irdeleyen Albayrak Meşrutiyetin bir üst versiyonu saydığı "Parlamenter Sistem"in yüz yıllık karnesini de çıkarıyor. Türkiye'nin yeni yönetim şekli olan Başkanlık Sistemi'nin sonuçlarını da değerlendiren Albayrak böylelikle emperyalist Batı'nın yaklaşık iki yüzyıl süren sistematik işgalinin serencamını yönetim şekli üzerinden çözümlüyor.
Başkanlık demokratik mi?
Türklere has yönetim tarzının "güçlü sistem güçlü lider" olduğunu belirten
Nuh Albayrak Osmanlı devletinin Türklerin özetini teşkil ettiğini ifade ederek "Diğer Türk ve İslam devletlerinde olduğu gibi Osmanlı'da da divan üzerine dizayn edilmiş bir yönetim sistemi vardı. Merkez teşkilatını Dîvân-ı Hümâyun, Bâb-ı Asafî ve Bâb-ı Defterî isimli divanlar ve bunların kalemleri teşkil ediyordu" tespitini yapıyor. Nuh Albayrak'ın bugünkü Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'ne benzettiği ve Osmanlı yönetim kademesinde en yüksek istişare kurulu olan "Dîvân-ı Hümâyun"un, yönetim tecrübesi olan vezirlerden ve her biri ayrı sorumluluk taşıyan zabıtlardan oluştuğu ve Padişah'ın başkanlığında toplandığı bilgisini de hatırlatıyor.
Kitabında son yüzyıldaki tökezlemelerin ve olumsuz sonuçların Türk milletini güçlü sisteme yönlendirdiği vurgusunu yapan Albayrak, güçlü lider yönetimindeki Türk devletlerinin daha parlak ve daha uzun bir ömre sahip olduklarını söylüyor. Ayrıca "Başkanlık Sisteminin demokratik olmadığı iddiası da asla gerçekçi değildir. Tam aksine bu sistemi uygulayan devletler, milletin demokratik haklarını korumada daha güçlü ve kararlı davranabilmektedir" tespitinde bulunuyor.

Bir göçebe yurdu ve selçuklu mimarisine özentiyle inşa edilmiş ucube bir saray. Akp ve mhpnin danışıklı işbirliği kendisini ("mavinin" =) vurgusu falan filan) mimari seçimlerde de ortaya koyuyor. Devlet eliyle kültür yaratmak. Tüm hükümet yandaşı kurumların, üniversitelerin vslerin mimarisinde sezilebilecek bu yaklaşımın verdiği mesaj nedir? Kozmopolit Osmanlıyı geçelim, zira artık o devlet, toplum görüsü ve geopolitik olanağı da imkansızlaştı, yüzümüzü selçukluya (ki osmanlıya nazaran çok daha farsi bir devlettir, mhplilerin göremediği ironi) geriye dönelim değil mi? Yani geri gidelim... =)
YanıtlaSilDevlet (hükümet artık devlet demek olduğundan) kaş yapayım derken bilmeden göz çıkarıyor. Sizin yeriniz geçmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarının mimarisi bir yanda, gelmiş geçmiş en çirkin beton ülke olmamız öte yanda, devletin ülkeye ucube romantik mimari kılıf biçmesi öte yanda. Tüm ülkenin mimari mide bulandırıcılığının içinde milyonların hali=türk yönetim sistemi.