Robertson-Walker metriğine uygun afin uzaylarda tasarlanmış
Statik bir evrendi düşündüğü Einstein’ın, işte bu kadar
uzun bir deyişle
Halbuki şaşırtıcı bir şekilde multiversum oppositorum
una res işlerdi sürekli
Keskin usturası Ockhamlı William’ın, sakallarını kazıdı
statükonun, her şey
Dinamik ve değişken, dinamik ve değişken dedik hep bir
ağızdan, büyük bir şenlikle
Evren dediğin de ördüğün dizelerden daha neşeli, daha
kaygısız, daha renkli
Bir teleskoptan baktık uzaklara, baktık keder kelimesini
sıkıştırabilecek, dün gece
Bir boşluk ararken arkadaşlarla: Dirac, ah Dirac var mı senin
formülün, çözümün ne?
MUTLAK BOŞLUK YOKTUR HER BOŞLUĞUN BİR ENERJİSİ BULUNUR
İçimizde bir şeyler, bir hayat belki sürekli kayıp
dururken kızıla, kimin kızağı bu
Giderek tizleşen bir sesle uzaklaşırken bizden hangi
ressam nakşetti bu kanlı deseni
O ise henüz on yedisindeyken CERN’de teorik fizikçi
olarak çalışmayı düşlerdi
O günlerden kalma bir soruyla üstelik bütün ömrü boyunca
neden hep cebelleşti
Neden aynı kalan bir yalnızlığı eskiterek var olduğunu
hissederdi çiçeklerin ensesinde?
Sendelemek fiziksel bir kusur olarak, hatta bir kumar
gibi tüketirdi bütün takatini
Bir kuarkın doğasına aykırı davranışlarını
açıklamaya vakfetti bütün teorik çabasını
Fakat ne kaldı şunun şurasında nesnelerin kışına, daha ne
kadar sürecek bu mesafe?
Sus ve dinle, yokluğun açısal momentumunda uçuşurken o
kaba ellerinle,
Tarih yahut teknoloji: Başka ne geçer içinden bir
lambanın engellenmiş hüzmelerine?
DOĞAYA AYKIRI DİJİTAL EVRENLER TAKIMADASI SAY Kİ HELEZON
Teorinin varsaydığıdır graviton dediğiniz, o temel
cazibenin taşıyıcı ayar bozonu
Henüz hiçbirimiz gözleyemedi o dalganın atılımcı, arsız, çırpınışı
sanki bir turnanın kanadı
Ancak vurulunca düşer bir kartal, kendiliğinden kırılır
simetri, tutarlı ve standart bir model
Bize kütle veren esrarlı bir boşluk, kuantum alanına
giren hangi çarpıklık, hangi birim
Hangi parçası bu, dağılan demeti evrenlerin, ey karmati
fizikçiler soyu, açıklar mısınız bize
Nicedir dijital nötrinolarla bombalanıyor gerçeğin sert çekirdeği, delirmiş bütün
şairler
Paramparça hayallerin zırhı, o kadar kusurlu tevazu, onca
kendinden emin kibir
Hiçbir şeye güvenilmez, her şey sahte, sorgusuz sualsiz pastiş
ve parodi, herkes anonim!
ORADA DEĞİL BURADA ŞİMDİ VE YÜCE NEGATİF NESNELERLE
VİRTÜEL
Üçüncü dereceden diferansiyel bir denklem, kaç
bilinmeyenli yazıp, Goya’nın tabloları
Ya da nevakâr bestesiyle büyüleyen o dağ, o Itri, belli
ki ferahfeza açıp kapılarını
Kalbimizin, Dede Efendi, senin aksayan adımların, senin
kutsayan bakışların, senin sonlu,
Korkma! Metali’ul Envar’ını baştan
oku Urmevi’nin, yılansı bir ıslıkla sıyrılıp sökün eden
O büyük ve büyülü tanla: Üstünde gürüldeyen bir güneşe,
hey hep birlikte güneşe!
Ne bir Nasturi ne Yezidi yahut Sabii: Aylarla,
yıldızlarla, ağaçlar yahut dağlarla çağırdığın
Gerçi bir kez kendine, bu kez kendine seçtiğin büyük
sırlarla kısarak kusursuz gözlerini
Dokunamaz artık sana kuantum seviyeleri sıfır nesnelerin
nihilizmi, o dönüp durduğun
Nihat Genç bir kez “Herkes bir bulmacayı doldurur”
demişti, bulunur boş bir hane
Parlak bir foton ya da sayılamaz cinsleriyle, ferman
eyleyen cümle fermiyon
SEN HEP KENDİ HANENE YAZDIĞIN KISA KELİMEYİ HATIRLA: KÂF U
NÛN!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder